Organ Bağışı Hayat Kurtarır

Laboratuvar
Laboratuvar

Sağlık Merkezimizin laboratuvarında saat 10:00 ya kadar aşağıdaki tahlilleri yapabilmekteyiz:

  • Hematokrit (Kansızlık testi)            
  • Gebelik Testi
  • Şeker Yükleme Testi
  • Hemoglobin (Kansızlık testi)
  • Açlık Kan Şekeri
  • Kimyasal İdrar Tahlili
  • Kan Grubu
  • Tokluk Kan Şekeri
  • Mikroskobik İdrar Tahlili

Merkezimizde saat 10:00 a kadar alınan kan örnekleri Karşıyaka H.S. Laboratuvarına gönderilmektedir.
Bu taşımalı yöntemle aşağıdaki tahlilleri yapabilmekteyiz:

(AKŞ) GLUKOZ: Açlıkta Kan Şekeri
(TKŞ) GLUKOZ: Toklukta Kan şekeri
HbA1c: Şeker Hastalığı Testi

HEMOGRAM: 22 Birimden Oluşan Kan Yapısı Testi

FE(DEMİR): Kansızlık Testi
TDBK: Kansızlık Testi
UIBC: Kansızlık Testi
FERRİTİN: Kansızlık Testi
HPLC: Kansızlık Testi

BUN (ÜRE): Böbrek Fonksiyon Testi
KREATİNİN: Böbrek Fonksiyon Testi

T.KOLESTEROL:  Toplam Kolesterol
TRİGLİSERİD: Kolesterol Türevi
HDL-KOLESTEROL: İyi Kolesterol
LDL-KOLESTEROL: Kötü Kolesterol

 

SGOT(AST): Karaciğer Fonksiyon Testi
SGPT(ALT): Karaciğer Fonksiyon Testi
A. FOSFATAZ: Karaciğer Fonksiyon Testi
GGT: Karaciğer Fonksiyon Testi
ALBUMİN: Karaciğer Fonksiyon Testi

LDH: Kalp, Kan Hastalıkları Testi
RF: Romatizma Hastalığı Testi
ASO: Enfeksiyon Hastalığı Testi
CRP: Enfeksiyon Hastalıkları Testi

TSH: Guatr(Tiroid) Bezi Testi
SERBEST T3: Guatr(Tiroid) Bezi Testi
SERBEST T4: Guatr(Tiroid) Bezi Testi

HBsAG: Sarılık Testi
ANTİ HBs: Sarılık Testi
ANTİ HCV: Sarılık Testi
HİV 1/2: AİDS Testi

Gebe İzlem
Gebe İzlem

Bir hamilenin doğuma kadar enaz 5 kez izlenmesi gerekir. Bu izlem ve taramaların bir kısmı hastanelerde uzman hekimler tarafından yapılırken merkezimizde de kayıt altına alınmakatadır.

1.İzlem : (İlk muayene)
Doktor tarafından görüldüğünüz ilk ziyarette tansiyon ve kilonuz ölçülerek kaydedilecektir. İlk ziyarette açlık kan şekeri, kan gurubu, hepatit işaretleri (sarılık aşısı yaptırmadıysanız) tahlilleri yapılır. Kan gurubunuz Rh(-) ve eşinizin Rh(+) ise kan uyuşmazlığı yerleşip yerleşmediğini öğrenmek için indirekt coombs testi yaptırmalısınız.


2. İzlem : (11 – 14 haftalar arası)
Tansiyon ve kilonuz kaydedilir, varis ve ödem varlığı araştırılır.
Kalıtsal bir hastalık olan Down sendromu taraması için 11 – 14 haftalar arası ultrasonografi ile ense kalınlığı ve burun kemiği varlığının araştırıldığı bir ikili test yapılır. Bu tarama testi için ayrıca kanda hormonlara da bakılır. Ultrasonografi ile gebelik süresi hesaplanır. Eğer bu haftalardaki Down tarama testini kaçırdı iseniz, 16 – 18. haftalar arası üçlü tarama testini yaptırmalısınız.

3. İzlem :  (22 – 24 haftalar arası)
Tansiyon ve kilonuz kaydedilir, varis ve ödem varlığı araştırılır.
Bu haftalarda hemoglobin ve hematokrit değerlerinize bakılacaktır. Hemoglobinin 11 gr. altında olması durumunda kansızlığı önlemek için demir hapı önerilir. Bu izlemde yapılan ultrasonografi ile bebeğinizin iç ve dış organları ayrıntılı olarak incelenir. Mevcut anomalilerin %75’i bu haftalarda saptanır. Eğer gerekli görülürse rahim damarlarını inceleyen doppler testi de yapılır. Bu izlemde olası şeker hastalığını taramak için glukoz tarama testi yapılır. Sonuç yüksek çıkarsa glukoz tolerans testi yapılır. Rh(-) gebelerde indirekt coombs testi tekrarlanır.

4. İzlem :  (32. hafta)
Tansiyon ve kilonuz kaydedilir, varis ve ödem varlığı araştırılır. Ultrasonografi ile bebeğin gelişimi değerlendirilir. Bebek Kalp sesleri dinlenir. Rh(-) annelerde indirekt coombs testi tekrarlanır. Hepatit işaretleri (-) olan ve aşı yaptırmamış annelerde sarılık işaretlerine tekrar bakılır.

5. İzlem :  (38 – 39 haftalar)
Ultrasonografi ve vajinal muayene ile bebeğin rahim içindeki duruşu, kemik çatının uygunluğu saptanır. Doğum şekli kararlaştırılır. Bebeğin son durumu incelenir.

Van Tuşba 8 Nolu Aile Sağlığı Merkezi

HAKKIMIZDA

Aliapaşa asm'den Sağlık hizmeti almak için  ASM'ye başvuran vatandaşlarımız danışmadan giriş yaparak bağlı olduğu aile hekimine yönlendirilmektedir.

Verilen hizmetler arasında: Muayene, düzenli kullanılan ilaçların yazılması, laboratuvar, aile planlaması hizmetleri, gebe takibi, bebek takibi, aşılama, acil müdahele, enjeksiyon, pansuman vb. hizmetler yer almaktadır.

Van Tuşba 8 Nolu Aile Sağlığı Merkezi

Hizmetler

Aşı Hizmetleri

Bağışıklama

Kan Tetkikleri

Gebe - Lohusa İzlem

Aile Planlaması

Poliklinik Muayenesi

Van Tuşba 8 Nolu Aile Sağlığı Merkezi

Merak Ettikleriniz

Bu konuda herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır. Ancak aile hekimine başvurduğunuz zaman herhangi bir hasta katılım payı ödemeniz gerekmezken, hastanelere başvurduğunuzda belli bir miktar hasta katılım payı ödemeniz gerekir.

Aile hekiminiz sizin sağlık danışmanınızdır. Aile hekiminize aile planlamasından çocuk bakımı ve aşı uygulamalarına, sağlıklı beslenmeden bulaşıcı hastalıklara kadar her konuda başvurabilirsiniz.

Gerektiği zaman değiştirebilir miyim? Aile hekiminizi istediğiniz takdirde değiştirilebilirsiniz. Ancak kendi talebinizle seçtiğiniz aile hekiminizi 3 aydan önce değiştiremezsiniz.

Aile hekiminize çalışma saatleri içinde müracaat edebilirsiniz. Aile hekiminiz çalışma saatlerini değiştirdiği takdirde aile sağlığı merkezinde sizin rahatlıkla görebileceğiniz bir yerde bu durumu ilan edecektir.

Kişilerin aile hekimlerine ilk kaydı, aile hekimliği uygulamalarına yeni geçilen illerde sağlık müdürlüğü tarafından ikamet ettikleri bölge göz önünde bulundurularak yapılır. Bir aile hekimine kayıtlı olmayan kişiler, kendilerine en yakın aile sağlığı merkezine, toplum sağlığı merkezine ya da il sağlık müdürlüğüne müracaat ederek bir aile hekimine kayıt yaptırabilirler. İkâmet ettiği bölgeden ayrılan kişiler isterlerse aile hekimlerini değiştirebilirler.

T.C. Kimlik numaranızla en yakın aile sağlığı merkezi, toplum sağlığı merkezi veya il sağlık müdürlüğüne başvurarak öğrenebilirsiniz. Ayrıca https://www.turkiye.gov.tr/aile-hekim-bilgisi internet adresinden öğrenebilirsiniz.

Van Tuşba 8 Nolu Aile Sağlığı Merkezi

Kaliteli Kadromuz

team-img

Dr. Aydın KARAKOÇ

65.13.050

team-img

Dr. Adıl ALİYEV

65.13.048

team-img

Dr. Nurcan CEYLAN

65.13.049

Van Tuşba 8 Nolu Aile Sağlığı Merkezi

Makaleler

Organ ve Doku Bağışı
Organ ve Doku Bağışı
  • Organ bağışı nedir?

    Organ bağışı kişinin hayatta iken kendi özgür iradesiyle, organlarının bir kısmını veya tamamını ölümünden sonra başka hastaların tedavisinde kullanılmak üzere vasiyet etmesidir. 18 yaşını aşmış, akli dengesi yerinde olan herkes organ bağışında bulunabilir.

     

  • Organ bağışında bulunan herkesin organları kullanılabilir mi?

    Organ bağışı yapılmış olsa bile her ölümden sonra organ nakli mümkün değildir. Örneğin; kişi evde,sokakta, acil serviste veya hastanelerin herhangi bir servisinde ölmüş ise organları kullanılamaz. Yalnızca yoğun bakım ünitelerinde solunum cihazına bağlı olarak ölen, yani beyin ölümü gerçekleşen kişilerin organları nakledilebilir.

     

  • Beyin ölümü nedir, tanısı nasıl konulur?

    Beyin ölümünde, beyin fonksiyonları tamamen kaybedildiği için geri dönüşü yoktur, tam ve kesin olarak ölüm gerçekleşmiştir, bu durum bitkisel hayatla karıştırılmamalıdır. Beyin ölümü teşhisi konulabilmesi için birtakım testlerin uygulanma zorunluluğu vardır. Bu testlerin sonucunda, alanında uzman iki hekim tarafından, beyin ölümü gerçekleşip gerçekleşmediği kararına varılır daha sonra bu karar aileye bildirilir.

     

  • Organ bağış kartı olsun ya da olmasın ailelerden izin alınır mı?

    Organ bağış kartı olup olmadığı bakılmaksızın beyin ölümü gelişmiş tüm vakaların aileleri ile mutlaka görüşülür. Bu görüşme organ nakil koordinatörü tarafından gerçekleştirilir. Aile onayı olmadan hiç kimsenin organları alınamaz ve kullanılamaz.

     

     

  • Hangi organları bağışlayabilirim?

    Kalp               Kornea                       Tendon

    Karaciğer       İnce Bağırsak             Yüz ve Saçlı Deri

    Böbrek           Kemik                         Ekstremite(Kol,Bacak)

    Pankreas       Kas Dokusu                Üst Solunum

    Akciğer           Kıkırdak                     Üst Sindirim Yolları

    Deri                Uterus (Rahim)

     

  • Alınan organlar herkese nakledilebilir mi?

    Nakil işlemleri Sağlık Bakanlığı bünyesinde Ulusal Koordinasyon Sistemi tarafından yürütülür ve yapılan tüm işlemler kayıt altına alınıp belgelenir. Organ dağıtımı; ulusal bekleme listelerinde kaydı olanlar arasından, öncelikle tıbbi aciliyeti olan hastalar olmak üzere, kan ve doku grubu uyumuna göre yapılır. Din, dil, ırk, cinsiyet, zengin veya fakir ayrımı gözetilmez. Alıcı ve vericinin kimlik bilgileri ailelerin izni olmadan açıklanamaz. Gizli kalması kanunen esastır.

  • İleri yaş veya kronik hastalığın olması organ bağışına engel midir?

    Yaşın ileri olması, kronik bir hastalığın bulunması, alkol veya sigara içiliyor olması ve benzeri nedenler organ bağışı yapılmasına engel değildir.

     

  • Organ bağışı yapıldıktan sonra, vazgeçilebilir mi?

    Organ bağışından vazgeçildiğinde bu yeni kararı aile ile paylaşılması ve organ bağış kartının imha edilmesi yeterlidir.

     

  • Dinen bir sakıncası var mıdır?

    Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu organ bağışını insanın insana yapabileceği en büyük yardım olarak tanımlanmıştır. 06.03.1980 tarih ve 396 sayılı kararı ile organ naklinin caiz olduğunu bildirmiştir. Kuran –ı Kerim’ de Maide suresi 32. Ayet’te “ Kim bir kimseye hayat verirse, o sanki bütün insanlara hayat vermişçesine sevap kazanır.” diye buyrulmuştur.

     

  • Organ bağışı için nereye başvurmak gerekir?
  • İl sağlık Müdürlükleri
  • Devlet Hastaneleri
  • Üniversite Hastaneleri
  • Özel Hastaneler
  • Semt Poliklinikleri

     

  • Organ bağışının yasal boyutu nedir?

 

29.05.1979 tarih ve 2238 sayılı kanunla organ bağışının yasal boyutu belirtilmiştir. Buna göre:

Madde 6: 18 yaşını doldurmuş ve mumeyyiz olan her kişiden organ ve doku alınabilmesi için vericinin en az iki tanık huzurunda açık bilinçli ve tesirden uzak olarak önceden verilmiş yazılı ve imtiyazlı veya en az iki tanık huzurunda sözlü olarak beyan edip imzaladığı tutanağı bir hekim tarafından onaylanması zorunludur.

Madde 14: Bir kimse sağlığında vücudunun tamamını veya dokularını tedavi, teşhise bilimsel amaçlar için bırakıldığını resmi ya da yazılı bir vasiyetle belirtmemiş veya iki tanık huzurunda açıklanmamış ise, sıra ile eşi, reşit çocukları, ana veya babası, veya kardeşlerinden birisinin; Bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakının muvaffakiyeti ile ölüden organ ve doku alınabilir.

Bırakacağınız en güzel miras hayatta iken yapacağınız organ bağışıdır…

Sıcaklarda Alınması Gereken Önlemler
Sıcaklarda Alınması Gereken Önlemler

Aşırı sıcaklar çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirmektedir. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Normalde terleme ile vücut ısısı dengede tutulmaya çalışılır. Ancak aşırı sıcaklarda sadece terleyerek vücut ısısı dengede tutulamaz. Yaşlılar, bebekler ve kronik hastalığı olanlarda terleme mekanizması ile vücut ısısının dengede tutulması her zaman mümkün olmayabilir. Yine ortamdaki nem oranı yüksekse terleme suretiyle vücut ısısı yeterli düzeyde düşmeyebilir. Ayrıca şişmanlık, herhangi bir hastalığa bağlı yüksek ateş, aşırı sıvı kaybı (dehidratasyon), kalp hastalığıruh ve sinir hastalığıalkol ve uyuşturucu madde kullanımı ile tedavi amaçlıbazı ilaçların (tansiyon düşürücüler, idrar söktürücüler vb.) kullanımı da sıcak havalarda terlemeyi etkileyen diğer faktörlerdendir. Bu gibi durumlarda yükselen vücut ısısı beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabilir.

Aşırı sıcaklardan en çok etkilenen gruplar:   

  • Yalnız yaşayan 65 yaş ve üzerindeki yaşlılar,
  • Dört yaşından küçük çocuklar,
  • Bakıma ihtiyacı olanlar,
  • Hamileler,
  • Açık alanda çalışanlar,
  • Aşırı kilolular,
  • Kronik hastalığı (şeker hastalığı, kalp-damar hastalıkları, beyin-damar hastalıkları, psikolojik hastalıklar, kronik solunum sistemi hastalıkları, karaciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları) olanlar
  • Sürekli ilaç (özellikle tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, depresyon ve uyku ilaçları) kullanan kişiler,
  • Sokak çocukları ve evsizlerdir.

Özellikle kronik hastalığı bulunan ve yalnız yaşayan yaşlılar en çok risk taşıyan gruptur.

asirisicak1

Genel Korunma 

Günün en sıcak saatlerinde (10.00-16.00) mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmamalıdır.

  • Dışarıda çalışması gerekenler mümkün oldukça güneş altında korunmasız kalmamaya, aşırı hareketlerden kaçınmaya, sık sık tuz içeren sulu gıdalar almaya dikkat etmelidirler.• Dışarıda bulunulduğunda açık renkli, hafif, bolve sıkı dokunmuş kumaşlardan yapılan giysiler tercih edilmeli; geniş kenarlı ve hava delikleri olan şapkagiyilmeli ve güneşin zararlı ışınlarından koruyan güneş gözlüğü kullanılmalıdır.
  • Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde (10.00-16.00) denize girilmemeli ve güneşlenilmemelidir.Bu saatlerin dışında denize girmek isteyenler güneşten koruyucu krem(en az 15 koruma faktörlü) kullanmalı, şapka ve gözlük gibi gerekli koruyucu önlemleri almalı ve uzun süre kesintisiz güneşlenmemelidir.
  • Yoğun fiziksel aktivite ve spor yapmak için sabah ve akşam saatleri tercih edilmeli, her bir saatlik spor için en az 2-4 bardak sıvıalınmalıdır. Ağır fizik aktivitelerden kaçınılmalıdır.
  • Risk altındaki yetişkinler ve yaşlılar, günde en az iki kez güneş veya sıcak çarpması yönünden izlenmelidir. Bebekler ise bu açıdan daha sık izlenmelidir.
  • Bebek, çocuk, engelliler ve hayvanlar kapalı ve park etmiş araçlardakesinlikle bırakılmamalıdır. Araçların iç ısıları, klima olsa dahi park edildikten çok kısa süre sonra yükselmektedir. Araç terk edilirken herkesin dışarı çıktığından emin olunmalıdır.
  • Kapalı alanlar iyi havalandırılmalıdır.
  • Güneş gören pencereler perde vb. güneşliklerle gölgelendirilmelidir.
  • Vücut ısısının yükselmemesi içinsık sık duşalınmalı; bunun mümkün olmadığı durumlarda ayaklar, eller, yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı veya silinmelidir.

asirisicak2

Beslenme ve Sıvı Alımı

Susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) sıvı tüketilmelidir.

  • Kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulunmalı, kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir.
  • Yağlı besinlerinve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalıdır. Yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerinehaşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalıdır.
  • Vücut direncini artırmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral almasını sağlamak için bol miktarda sebze ve meyvetüketilmelidir.
  • Terleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için her zamankinden daha fazla miktarlarda sıvıalınmalıdır.
  • Sıvı alımında su içmek esas olmakla beraber, su dışı sıvı alımında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine süt, ayran ve meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir. Eğer doktor tarafından sıvı alımı kısıtlanmış veya idrar söktürücü ilaç kullanılması söz konusu ise ilgili doktora başvurmak gerekir.
  • Mide kramplarına neden olabileceği için çok soğuk ve buzlu içecekler tercih edilmemelidir.
  •  Kafein, alkol ve fazla miktarda şeker içeren içecekler vücuttan daha fazla sıvı kaybına yol açtığı için tüketilmemelidir.
  •  Dışarıda ve açıkta satılanyiyeceklerin, tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulma riski olan besinler (et, yumurta, süt, balık vb.) açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir.
COVID-19 (Yeni Koronavirüs Hastalığı)
COVID-19 (Yeni Koronavirüs Hastalığı)

Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19), ilk olarak Çin’in Vuhan Eyaleti’nde Aralık ayının sonlarında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlanan bir virüstür.

Salgın başlangıçta bu bölgedeki deniz ürünleri ve hayvan pazarında bulunanlarda tespit edilmiştir. Daha sonra insandan insana bulaşarak Vuhan başta olmak üzere Hubei eyaletindeki diğer şehirlere ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin diğer eyaletlerine ve diğer dünya ülkelerine yayılmıştır.

Koronavirüsler, hayvanlarda veya insanlarda hastalığa neden olabilecek büyük bir virüs ailesidir. İnsanlarda, birkaç koronavirüsün soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) ve Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS) gibi daha şiddetli hastalıklara kadar solunum yolu enfeksiyonlarına neden olduğu bilinmektedir. Yeni Koronavirüs Hastalığına SAR-CoV-2 virüsü neden olur.

Belirtileri Nelerdir?
Belirtisiz olgular olabileceği bildirilmekle birlikte, bunların oranı bilinmemektedir. En çok karşılaşılan belirtiler ateş, öksürük ve nefes darlığıdır. Şiddetli olgularda zatürre, ağır solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve ölüm gelişebilmektedir.

Nasıl Bulaşır?
Hasta bireylerin öksürmeleri aksırmaları ile ortama saçılan damlacıkların solunması ile bulaşır. Hastaların solunum parçacıkları ile kirlenmiş yüzeylere dokunulduktan sonra ellerin yıkanmadan yüz, göz, burun veya ağıza götürülmesi ile de virüs alınabilir. Kirli ellerle göz, burun veya ağıza temas etmek risklidir.

Kimler Daha Fazla Risk Altında?
COVID-19 enfeksiyonu ile ilgili şimdiye kadar edinilen bilgiler, bazı insanların daha fazla hastalanma ve ciddi semptomlar geliştirme riski altında olduğunu göstermiştir. 
- Vakaların yüzde 80'i hastalığı hafif geçirmektedir.
- Vakaların %20’si hastane koşullarında tedavi edilmektedir.
- Hastalık, genellikle 60 yaş ve üzerindeki kişileri daha fazla etkilemektedir.

Hastalıktan En Çok Etkilenen Kişiler:
- 60 yaş üstü olanlar
- Ciddi kronik tıbbi rahatsızlıkları olan insanlar:
- Kalp hastalığı
- Hipertansiyon
- Diyabet
- Kronik Solunum yolu hastalığı
- Kanser gibi
- Sağlık Çalışanları

Çocuklar Risk Altında Mı?
Çocuklarda hastalık nadir ve hafif görünmektedir. 
Çocuklarda şimdiye kadar ölüm görülmemiştir.

Hamileler Risk Altında Mı?
COVID-19 enfeksiyonu gelişen gebe kadınlarda hastalığın ciddiyeti konusunda sınırlı bilimsel kanıt vardır. 
Bununla birlikte mevcut kanıtlar COVID-19 enfeksiyonu sonrası hamile kadınlar arasındaki hastalık şiddetinin, hamile olmayan yetişkin COVID-19 vakalarına benzer olduğunu ve hamilelik sırasında COVID-19 ile enfeksiyonun fetüste olumsuz bir etkisi olduğunu gösteren hiçbir veri olmadığını göstermektedir. 
Şu ana kadar COVID-19'un hamilelik sırasında anneden bebeğe bulaştığına dair de bir kanıt bulunmamaktadır.

Tanı Nasıl Konur?
Yeni Koronavirüs tanısı için gerekli moleküler testler ülkemizde mevcuttur. Tanı testi sadece Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Ulusal Viroloji Referans Laboratuvarında ve belirlenmiş Halk Sağlığı Laboratuvarlarında yapılmaktadır.

Korunma Yolları Nelerdir?
Mümkün olduğu kadar yurtdışına yolculuk yapılmaması önerilmektedir. Yurtdışına çıkışın zorunlu olduğu durumlarda aşağıdaki kurallara dikkat edilmelidir: 

Akut solunum yolu enfeksiyonlarının genel bulaşma riskini azaltmak için önerilen temel ilkeler Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19) için de geçerlidir. Bunlar;

-El temizliğine dikkat edilmelidir. Eller en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalı, sabun ve suyun olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanılmalıdır. Antiseptik veya antibakteriyel içeren sabun kullanmaya gerek yoktur, normal sabun yeterlidir.
- Eller yıkanmadan ağız, burun ve gözlerle temas edilmemelidir.
- Hasta insanlarla temastan kaçınmalıdır (mümkün ise en az 1 m uzakta bulunulmalı).
- Özellikle hasta insanlarla veya çevreleriyle doğrudan temas ettikten sonra eller sık sık temizlenmelidir
- Hastaların yoğun olarak bulunması nedeniyle mümkün ise sağlık merkezlerine gidilmemeli, sağlık kuruluşuna gidilmesi gereken durumlarda diğer hastalarla temas en aza indirilmelidir.
- Öksürme veya hapşırma sırasında burun ve ağız tek kullanımlık kağıt mendil ile örtülmeli, kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içi kullanılmalı, mümkünse kalabalık yerlere girilmemeli, eğer girmek zorunda kalınıyorsa ağız ve burun kapatılmalı, tıbbi maske kullanılmalıdır.
- Çiğ veya az pişmiş hayvan ürünleri yemekten kaçınılmalıdır. İyi pişmiş yiyecekler tercih edilmelidir.
- Çiftlikler, canlı hayvan pazarları ve hayvanların kesilebileceği alanlar gibi genel enfeksiyonlar açısından yüksek riskli alanlardan kaçınılmalıdır.
- Seyahat sonrası 14 gün içinde herhangi bir solunum yolu semptomu olursa maske takılarak en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı, doktora seyahat öyküsü hakkında bilgi verilmelidir.

Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri
Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri

Birinci basamak sağlık hizmeti, sağlığın teşviki, koruyucu sağlık hizmetleri ile teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin bir arada verildiği, bireylerin hizmete kolayca ulaşabildikleri, düşük maliyetle etkin ve yaygın sağlık hizmeti sunumudur.

2003 yılından itibaren uygulanmaya başlanan Sağlıkta Dönüşümün önemli bileşenlerinden biri olan aile hekimliği, birinci basamak sağlık hizmetinin çağdaş uygulama şeklidir.

2010 yılından beri ülkemiz genelinde uygulanmakta olan, aile hekimliği uygulaması ile;

Aile Sağlığı Merkezlerinde aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları tarafından, birinci basamak sağlık hizmetlerinden bireye yönelik koruyucu, tanı, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin verilmekte,

Toplum Sağlığı Merkezleri ve bağlı birimlerce, bölgesindeki topluma yönelik sağlıkla ilgili risk ve sorunları belirleyerek bunların düzeltilmesi ve/veya önlenmesi için çalışmalar yürütülmektedir. 

Toplum Sağlığı Merkezleri, bölgesinde yaşayan toplumun sağlığını korumak ve geliştirmek maksadıyla sağlıkla ilgili risk ve sorunları belirleyen, bunlarla ilgili düzeltici ve önleyici faaliyetleri gerçekleştiren; birinci basamak koruyucu, iyileştirici ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini koordine eden ve bu hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde sunulmasını izleyen, değerlendiren, denetleyen ve destekleyen; bölgesinde bulunan sağlık kuruluşları ile diğer kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyonu sağlayan sağlık kuruluşlarıdır. 

Aile hekimliği uygulaması ve bu uygulama ile birlikte yürürlüğe giren diğer hizmetler kapsamında, birinci basamak hizmet sunulan hizmet mekanlarının standartları yükseltilmiş, kişilerin sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırılmış, sunulan hizmetler nitelik ve nicelik olarak geliştirilmiştir.

Aile hekimliği uygulaması kapsamında 

Aile hekimi başına ortalama 3000 kişi olacak şekilde aile hekimliği birimleri planlanmış olup, kırsal bölgelerde de bu nüfus dikkate alınarak bir veya daha fazla aile hekimliği biriminden oluşan aile sağlığı merkezleri oluşturulmuştur. 

Hatta 3000 nüfusun altında bir nüfus olan ancak sağlık kuruluşlarına uzak ve ulaşım zorluğu olan yerleşim yerlerinde de tek birimli aile sağlığı merkezleri oluşturulmuş, bu birimlerdeki nüfusun az olması nedeniyle personel istihdamındaki zorluğu kaldırmak üzere zorunlu düşük nüfusu olan aile hekimliği birimlerinde görev yapacak personele ücret düzenlemesi yapılmıştır. 

Aile sağlığı merkezi bulunmayan kimi yerleşim yerinde sağlık evlerinde diğer sağlık personeli ile sağlık hizmeti verilmesi sağlanmış ve sağlık hizmetine ulaşımın zor olduğu belde, köy, mezra, uzak mahalleler ve benzeri yerleşim yerleri için gezici sağlık hizmeti tanımı yapılarak, aile hekimi ve aile sağlığı çalışanınca söz konusu yerleşim yerlerine periyodik aralıklar ile ulaşılarak hizmet verilmesi sağlanmıştır. Gezici sağlık hizmeti uygulaması mobil eczane uygulaması ile desteklenmiş, eczane bulunmayan yerleşim yerlerinde yaşayan kişilerin tedavisi için düzenlenen reçetelerin, eczacı odaları ve il sağlık müdürlükleri tarafından kurulacak sistem dâhilinde reçete sahibine ulaştırılması sağlanmıştır.

İhtiyacı olan bireylerin muayene, tetkik, tahlil, tedavi, tıbbi bakım ve rehabilitasyonlarının evinde ve aile ortamında yapılması, bu kişilere ve aile bireylerine sosyal ve psikolojik destek hizmetlerinin bir bütün olarak birlikte verilmesi amacıyla evde sağlık hizmetlerine ilişkin düzenleme yapılmış, hem birinci basamak hem de üst basamaklara ilişkin hizmetlerin koordineli şekilde verilmesi sağlanmıştır.

Cezaevi, çocuk ıslahevi, huzurevi, yetiştirme yurtları gibi kişilerin kayıtlı oldukları aile hekimlerine doğrudan başvuru imkânlarının olmadığı toplu olarak yaşanılan ancak tabibi olmayan kurumların talepleri üzerine bu kurum/kuruluşlarda periyodik aralıklar ile aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları tarafından hizmet verilmesi için yerinde sağlık hizmeti düzenlemesi yapılmıştır. 

İş yerlerinden sağlık hizmeti almayı tercih eden vatandaşlarımız için de, aile sağlığı merkezleri dışında birinci basamak sağlık hizmeti veren; üniversiteler, askeri birlikler, hastaneler, kurum ve işyerlerindeki kurum hekimlerine aile hekimliği yetkisi verilmiş, aile hekimliği hizmetlerinden faydalanmaları sağlanmıştır.

Devlet hastanesi olmayan yerleşim yerlerinde entegre ilçe hastaneleri ve entegre sağlık merkezleri oluşturulmuş, buralarda koruyucu sağlık hizmetleri, acil sağlık hizmetleri, muayene, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri, doğum, ana çocuk sağlığı hizmetleri, ayakta ve/veya yatarak tıbbî ve cerrahî müdahale ile çevre sağlığı, adlî tabiplik ve ağız/diş sağlığı hizmetleri gibi hizmetlerin de verildiği, birinci basamak sağlık hizmetlerini yoğunlukla yürütmek üzere tasarlanmış entegre sağlık hizmetinin 7/24 olacak şekilde sunulması sağlanmıştır.

Aile hekimliği ile birinci basamakta sunulan koruyucu sağlık hizmetinin kapsamı da genişletilmiştir. Aşılama, gebe, lohusa, bebek ve çocuk takipleri, yaş, cinsiyet ve hastalık gruplarına yönelik izlem ve taramalar (kanseri kronik hastalıklar, adölesan, erişkin, yaşlı sağlığı vb.) ile desteklenmiş, sağlıkla ilgili olarak kayıtlı kişilere rehberlik yapmak, sağlığı geliştirici hizmetlerin sunulması sağlanmıştır. 

Ayrıca hastalık riski taşımayan bireylerin bu risklerden uzak tutulması, risk altındaki bireylerin risklerinin azaltılması, mevcut hastalıkların erken tanı ve tedavisi ile kronik hastalıkların kalıcı hasar oluşturmalarının önlenmesi için, henüz bir hastalık belirtisi göstermeyen sağlıklı kişilerin, tarama testleri ve fizik muayene ile danışmanlık ve sağlık eğitimi yoluyla sağlıklarının korunmasına yönelik düzenli sağlık kontrolü olan periyodik sağlık muayenesi aile hekimliği hizmetleri kapsamına alınmıştır. Bu kapsamda 2015 yılında ilgili uzmanlık alanlarından akademisyenlerin katılımı ile uluslararası örnekler incelenmiş, ulusal sağlık istatistiklerimize istinaden sık görülen, en çok ölüme neden olan, komplikasyon ve sekellere yol açan hastalıklar dikkate alınarak “Aile Hekimliği Uygulamasında Önerilen Periyodik Sağlık Muayeneleri ve Tarama Testleri” rehberi yayımlanmıştır. 

2023 yılına kadar aile hekimliği başına düşen nüfusun azaltılması ve ilgili uzman personel ve teknik desteğin sağlanması ile kronik hastalık yönetiminin aile hekimleri koordinasyon ve sunumunda yapılması, sağlığın geliştirilmesi ve teşviki hizmetlerine odaklı sağlık hizmeti sunulması bundan sonraki süreçte odaklanılan hizmetler olacaktır.

Neden Aile Hekimliği?
Neden Aile Hekimliği?

Aile hekimi, kendi sorumluluğu altındaki bireyleri bir hastalık çerçevesinde değil, bütüncül bir yaklaşımla riskler, sağlık koşulları, psikososyal çevre ve mevcut diğer akut veya kronik sağlık sorunları ile birlikte bir bütün olarak değerlendirir. Sorumluluğunu üstlendiği kişinin hastalıklardan korunması için gerekli tedbirleri alır. Hastalık halinde bilgi ve tecrübesi çerçevesinde tedaviyi gerçekleştirir. Çözümü uzmanlık veya özel donanım gerektiren sağlık problemlerinde yapacağı danışmanlık hizmetleriyle kişiyi diğer uzman hekimlere, diş hekimlerine veya ikinci- üçüncü basamak sağlık kurumlarına yönlendirerek koordinatör görevi üstlenir. Dolayısıyla aile hekimi kendisine kayıtlı kişilerin aynı zamanda sağlık danışmanı, sağlık konularında onlara yol gösteren ve onların haklarını savunan kişi konumundadır. Bu açıdan aile hekimleri, bireylerin ve hizmet sunucuların zaman kaybına yol açacak yanlış yönlenmeleri, düzensizlikleri ve gereksiz sağlık harcamalarını önleyici etkiye sahiptir. Bu sebeple sağlık harcamalarında israf önlenmekte, ikinci basamakta gereksiz yığılmalar ve hasta mağduriyetleri engellenmektedir.

Aile hekimi, genellikle bireylerinin ikametlerine yakın ve kolay ulaşılabilir konumdadır. Bu durum aile hekiminin hizmet verdiği toplumu her yönüyle tanıması; aile, çevre ve iş ilişkilerini değerlendirmesine imkân sağlamaktadır. Sağlıklı bireyler ve sağlıklı toplumun temini için temel hizmetler olan koruyucu sağlık hizmetleri ve sağlığın geliştirilmesine yönelik hizmetlerin sorumluluğu altındaki bireylere en etkin şekilde nasıl sunulması gerektiğini değerlendirerek, bireylere en yakın konumda ve en etkin şekilde bu hizmetlerin sunumu söz konusu olmaktadır. 

Aile hekimliği uygulaması, daha nitelikli ve kaliteli hizmet mekânlarında, sürekli mesleki eğitim ile kendini geliştiren ve güncel bilgi ve donanıma sahip sağlık personelleri ile nitelik ve nicelik olarak geliştirilmiş, koruyucu sağlık hizmetleri ve sağlığın geliştirilmesi hizmetlerine odaklı birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunulması için düzenlemeler içermekte olup hem bu hizmetlerden yararlanan bireylerin hem de çalışanların memnuniyetlerini sağlamaktadır.

Aile Sağlığı Çalışanı
Aile Sağlığı Çalışanı

Aile sağlığı çalışanları, aile hekimi ile birlikte ekip anlayışı içerisinde aile hekimliği hizmetlerini sunmak üzere, sözleşmeli çalıştırılan veya Bakanlıkça görevlendirilen hemşire, ebe, sağlık memuru (toplum sağlığı) ve acil tıp teknisyenleridir. 

Aile Sağlığı Çalışanları görev ve sorumlulukları kapsamında;

  1. Aile hekimi ile birlikte ekip anlayışı içinde kişiye yönelik koruyucu, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini sunar ve görevinin gerektirdiği hizmetler ile ilgili sağlık kayıt ve istatistiklerini tutar,
  2. Kişilerin yaşamsal bulgularını ölçer ve kaydeder,
  3. Aile hekiminin gözetiminde, talimatı verilen ilaçları uygular,
  4. Yara bakım hizmetlerini yürütür,
  5. Tıbbi alet, malzeme ve cihazların hizmete hazır bulundurulmasını sağlar,
  6. Poliklinik hizmetlerine yardımcı olur, tıbbi sekreter bulunmadığı hallerde sevk edilen hastaların sevk edildiği kurumla koordinasyonunu sağlar,
  7. Gereken tetkikler için numune alır, eğitimini aldığı basit laboratuvar tetkiklerini yapar veya aldığı numunelerin ilgili laboratuvar tarafından teslim alınmasını sağlar,
  8. Gezici ve yerinde sağlık hizmetleri, sağlığı geliştirici ve koruyucu hizmetler ile ana çocuk sağlığı ve aile planlaması hizmetlerini verir, evde bakım hizmetlerinin verilmesinde aile hekimine yardımcı olur,
  9. Bakanlıkça belirlenen hizmet içi eğitimlere katılır,
  • Sağlık hizmetlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak görev, yetki ve sorumlulukları kapsamında aile hekiminin verdiği diğer görevleri yerine getirir.

Ailehekimliği uygulaması kapsamında Bakanlığımız veya diğer kamu kurum ve kuruluşları personeli olan ebe, hemşire, sağlık memuru(toplum sağlığı) ve acil tıp teknisyenleri, kendilerinin talebi ve kurumlarının muvafakatı ile sözleşmeli aile hekimi ile anlaşarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırması hükümlerine bağlı olmaksızın 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu kapsamında hizmet sözleşmesi imzalamak suretiyle çalıştırılmakta ve sözleşmeleri süresince kadroları ile ilişkileri devam etmektedir. Bu kapsamda aile sağlığı çalışanı olmak isteyen ilgili unvanlardaki personel, hâlihazırda sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapan uzman tabip ve tabip ile birlikte hizmet vermek üzere anlaşarak, hizmet sözleşmesi imzalanmak üzere İl Sağlık Müdürlüğüne başvurmaktadır. Bu surette aile sağlığı çalışanı istihdam edilememesi halinde ise Bakanlığımızın önerisi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü ile Bakanlığımızca belirlenen usullere göre, İl Sağlık Müdürlüklerince, Türkiye’de mesleğini icra etmeye yetkili,  güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmak kaydı ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’un 48 inci maddesinin A bendinin 4, 5 ve 7 numaralı alt bentlerindeki şartları taşıyan kamu görevlisi olmayan aile sağlığı çalışanı istihdamı yapılabilmektedir. 

Aile Hekiminin Tanımı
Aile Hekiminin Tanımı

Aile hekimleri, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis,  tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini, yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın, her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Bakanlığın öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabiplerdir.

Aile hekimleri görev ve sorumlulukları kapsamında;

  1. Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak tanı, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini verir,
  2. Aile hekimi, kendisine kayıtlı kişileri bir bütün olarak ele alıp, kişiye yönelik koruyucu, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini sunar,
  3. Sağlıkla ilgili olarak kayıtlı kişilere rehberlik yapar, sağlığı geliştirici ve koruyucu hizmetler ile ana çocuk sağlığı ve aile planlaması hizmetlerini verir, 
  4. Kendisine kayıtlı kişilerin ilk değerlendirmesini yapmak için altı ay içinde ev ziyaretinde bulunur veya kişiler ile iletişime geçer,
  5. Kayıtlı kişilerin yaş, cinsiyet ve hastalık gruplarına yönelik izlem ve taramaları (kanser, kronik hastalıklar, gebe, loğusa, yenidoğan, bebek, çocuk sağlığı, adölesan, erişkin, yaşlı sağlığı ve benzeri) yapar,
  6. Periyodik sağlık muayenesi yapar,
  7. Tetkik hizmetlerinin verilmesini sağlamak  ya da bu hizmetleri verir,
  8. Kendisine kayıtlı kişileri yılda en az bir defa değerlendirerek sağlık kayıtlarını günceller,
  9. Evde takibi zorunlu olan özürlü, yaşlı, yatalak ve benzeri durumdaki kendisine kayıtlı kişilere evde veya gezici/yerinde sağlık hizmetlerinin yürütülmesi sırasında kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak tanı, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini verir,
  • Aile sağlığı merkezi şartlarında tanı veya tedavisi yapılamayan hastaları sevk etmek, sevk edilen hastaların geri bildirimi yapılan muayene, tetkik, tanı, tedavi ve yatış bilgilerini değerlendirir, ikinci ve üçüncü basamak tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri ile evde bakım hizmetlerinin koordinasyonunu sağlar,
  • Gerektiğinde hastayı gözlem altına alarak tetkik ve tedavisini yapar,
  • Entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezlerde gerektiğinde hastayı gözlem amaçlı yatırarak tetkik ve tedavisini yapar,
  • Aile sağlığı merkezini yönetir, birlikte çalıştığı ekibi denetler ve hizmet içi eğitimlerini sağlar,
  • İlgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmi tabiplerce kişiye yönelik düzenlenmesi öngörülen her türlü sağlık raporu, sevk evrakı, reçete ve sair belgeleri düzenler.

Aile hekimliği uygulaması kapsamında Bakanlığımız veya diğer kamu kurum ve kuruluşları personeli olan uzman tabip ve tabipler, kendilerinin talebi ve kurumlarının muvafakatı ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırması hükümlerine bağlı olmaksızın 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu kapsamında hizmet sözleşmesi imzalamak suretiyle çalıştırılmakta ve sözleşmeleri süresince kadroları ile ilişkileri devam etmektedir. Bu kapsamda öncelikle İl Sağlık Müdürlüklerince il seviyesinde yapılan aile hekimliği yerleştirme işlemleri ile, bu şekilde istihdam edilememesi halinde Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünce Bakanlık seviyesinde yapılan iller arası aile hekimliği yerleştirme işlemleri ve Devlet Hizmet Yükümlülüğü atamaları ile, ihtiyacın devam etmesi halinde ise, Bakanlığımızın önerisi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü ile, İl Sağlık Müdürlüklerince, Türkiye’de mesleğini icra etmeye yetkili, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmak kaydı ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’un 48 inci maddesinin A bendinin 4, 5 ve 7 numaralı alt bentlerindeki şartları taşıyan kamu görevlisi olmayan uzman tabip ve tabiplerden istihdam yapılabilmektedir.